Kitaplarım

Sosyal Medya'da Paylaşabilirsiniz...

TÜRKİYE’DE SİYASAL HAYAT

Osmanlı İmparatorluğu Orta Asya, İslam, Mezopotamya, Anadolu, Kafkaslar ve Balkanlar siyasi kültürlerini yaklaşık bin yıl boyunca büyük bir başarıyla mezcetmiş ve dünyanın en karmaşık siyasi yapısına sahip olan bu bölgelerde Osmanlı Barışı adıyla anılan üst bir siyasal kültürü (Nizam-ı Kadim) oluşturmuş ve dört asır boyunca bu coğrafyada başarıyla uygulamıştır.
1789 yılından itibaren Avrupa’nın siyasi nüfuzu altına girmeye başlayan Osmanlı İmparatorluğu, bu tarihten itibaren gittikçe artan oranda, Asya-İslam kaynaklı siyasal kültüründen uzaklaşmış ve 1923 yılından kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa siyasal kültürü esaslı siyasal hayata dâhil edilmiştir.
Son yarım asırda yazılan Türkiye’nin siyasal hayatı konulu çalışmalara bakıldığında, bu çalışmalarda genel olarak Osmanlı siyasal kültürüne karşı oryantalist ve pejoratif olarak yaklaşıldığı görülmektedir.
Bu çalışmada ise Türkiye siyasal hayatının en az son üç asrı ve siyasal hayatımızın kadim ve gizlenen öteki yüzü okutulmaya çalışılmıştır. Günümüzde başta Ortadoğu ve Balkanlarda yaşanan olaylara bakıldığında, Osmanlı Barışı’nın önemi daha iyi anlaşılmaktadır.
Çalışma bu sürece ve önümüzdeki siyasal hayata katkı sunmak amacındadır.

BU KİTABI ALMAK İÇİN BUTONA TIKLAYIN 

ŞARK’IN SON AĞASI

Dünya ana karasına sırtını dayamış bir pehlivanı andıran Asya Kıtası ve onun Yusuf’u olan Osmanlı İmparatorluğunun medeniyeti, 18.yy’dan itibaren tarihin gördüğü en barbar kavim olan Avrupalılar tarafından durdurulup talan edilmiştir.

Bu tarihten itibaren Batılılaşma sürecine zorla ve entrikalılarla sokulan Osmanlının halkı Cemil Meriç’in tabiriyle, Batı’ya giden geminin Doğu’ya bakan yolcularına döndürülmüştür. Bu durum maalesef sömürülen Hintlisi, afyona alıştırılan Çinlisi ve atomla vurulan Japonu için de böyledir. Yetmiş iki milleti bünyesinde, Dolmabahçe bostanlığı gibi yüzyıllarca kardeşçe yaşatan ve Fransız İhtilâli’ne kadar büyük bir uluslar üstü yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, başta ırkçılık olmak üzere tüketici ve bencil olan batılı sömürgeciler tarafından yok edilmeye çalışılmıştır.

Yazar, kitabında mankurtlaştırmanın her türlüsünün uygulandığı bu medeniyetin yaşadığı süreci, Şark’ın Son Ağası üzerinde bir akademisyen titizliğinde işlemeye çalışmıştır.

BU KİTABI ALMAK İÇİN BUTONA TIKLAYIN 

DEMOKRAT PARTİ
Adnan Menderes’in 7 Ocak 1946 tarihinde DP’nin kuruluşunda yaptığı açıklama:
“Bugün Demokrat Parti resmen kuruldu. Şimdi Türk siyasî hayatında yepyeni bir sahife açılıyor. Bu tarih, gelecek kuşaklar için asla unutulmayacak bir kilometre taşı olacak. Artık tek parti-tek şef sisteminin egemenliği, yalnız devlet hayatımızın dar kalıpları arasından çıkmakla kalmayacak; aynı zamanda, milletimiz yıllarca özlemini çektiği demokrasinin en ufuklarından özgürce nasibini alacak. Ülkemizin kalkınmaya ekonomik açıdan gelişmeye ihtiyacı var. Demokrasi ve kalkınma hamleleri Demokrat Parti’nin iki temel felsefesi olacak. Kurucusu olduğum bu partinin, politik hayatımızda sonsuza kadar devam edeceğini ümit etmek istiyorum. Bizden sonra bu partinin başına geçecek yöneticilerin, 1946 ruhunu daima hafızalarda canlı ve uyanık tutmaları en samimi dileğimdir.”
BU KİTABI ALMAK İÇİN BUTONA TIKLAYIN 

Bölgesel ittifaklara ilave olarak , yeni bir Filistin’e ve/veya İsrail’e dönüşmek üzere olan Kürtler ; İran, Suriye ve Türkiye arasındaki oluşturulacak ‘ Üçlü ’ İttifakın ‘Diz Kapağı’ olması gerekir. İslam ümmetinin bu yetim milleti şu anda yüzlerce yıldır bu kıtaya musallat olan güçler tarafından ele geçirilmek üzeredir. Eğer bu coğrafya da “Ortak tarih, kültür, din ve Ortak çıkar” prensibiyle hareket edilmezse , Orta doğuda İsrail’den daha büyük bir felaket 4-5 yıl sonra kapımızdan içeri girmiş olacaktır. Bizler, şunu iyice biliyoruz ki binlerce kilometre uzaktan kapımıza kadar gelen ABD, Lozan’ın imzalamamıştır.