İslam Dünyasının Terör Örgütleri Üzerinden İşgali

Sosyal Medya'da Paylaşabilirsiniz...

9.yy’dan itibaren İslam Dünyasını kontrol altına alan Batı Dünyası (İngiltere, Fransa, ABD ve Rusya)  Yunan, Sırp ve Ermeni örgütlerinin ardından, 1918-1945 yılları arasında Sykes-Picot ile Ortadoğu’yu doğrudan şekillendirirken, Soğuk savaşın sonra ermesinden sonra da süreci yeniden terör örgütleri üzerinden yapmaktadır.

1995 yılında ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından medreselerde yetiştirilen çoğu yetim ve öksüz gençlerden kurulan Taliban, 2001 yılında ABD Derin devleti tarafından yapılan 11 Eylül saldırıları dolayısıyla Batı’nın terör örgütü listenin başında yer almaktadır. Bu saldırılar dolayısıyla işgal edilen Afganistan’da Taliban hala varlığını sürdürmektedir. Orta Asya ve Ön Asya bölgesinin Durand anlaşmasından sonra yeniden şekillendirilmesi ve petrol-gaz kaynaklarının kontrolünün Afganistan’ın kontrolüne bağlı olduğu ve bunun da Afganistan’daki siyasi yapıyla ilgili olduğu görülmektedir. Ancak şu an Afganistan, Rus ve İngiliz’den sonra III. İmparatorluğa mezar olmak üzere olduğu görülmektedir. Çünkü ABD 38 yıldan sonra çıkmazda olduğunu itiraf etmektedir.

Mart 2011 yılında Suriye’de Sayednaya hapishanesinde DAİŞ’in ortaya çıkışı Taliban’a çok benzemektedir. Irak’ın ABD tarafından işgalinden sonra ortaya çıkan otorite boşluğu, Sünni aşiretlerin değersizleştirilmesi ve Suriye Rejiminin kontrolündeki Sayednaya hapishanesinde yetiştirilen örgütün ana kumanda sorumlularının ve DAİŞ’in Musul’u ve Taliban’ın Kabil’i ele geçirme süreçleri oldukça benzerlik göstermektedir. DAİŞ’in kuruluşu, genişlemesi ve son durumu Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde önemli görülmektedir. Şu an ise yeni 11 Eylül için süreç tersinden işletilmeye çalışılmaktadır.

1998 yılında PKK’ya yardım ve yataklık yaptığı için yirmi yıllık sabrı taşan Türkiye’nin, Suriye’yi doğrudan savaşla tehdit etmesi üzerine, Bekaa Vadisi’nden çıkarılan PKK, 2003 yılında Suriye İstihbarat kurumu El Muhaberat öncülüğünde PYD’yi kurdu. 2011 yılında Celal Talabani’nin evinde Suriye Devlet başkanı Beşer Esed’in eniştesi askeri istihbarat başkanı Asıf Şevket, İran’ın Ortadoğu komutanı Kasım Süleymani, PKK liderlerinden Murat Karayılan ve Salih Müslim tarafından PYD faal hale getirilirken, 16 demokrat ve-ya muhafazakâr Kürt siyasal hareketi de saf dışı edildi. Burada ana aktörlerin Batılı ülkeler, İran ve Suriye Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Memlük idi.

Özetle, Batılı ülkeler İslam coğrafyasını kontrol etmek için haçlı seferleri ya da 11 Eylül gibi masraflı yollar yerine, elimizle bizi boğmak için bu kez örgütler üzerinden İslam Dünyasını Osmanlıdan sonra ikinci kez Gladio-Feto benzeri örgütlerle içten çökertmeye çalıştığı görülmektedir.

Tabi bu arada İran’ın Şii-Rafizi ve Pers zihniyetiyle başta Heşti Şeabi ve Hizbullah gibi diğer mankurtları bu kapsamda değerlendirmek gerekir. Çünkü İran haşhaşiler konusunda oldukça tecrübe sahibidir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir