En Büyük Tehditten En Büyük Fırsata: Anadolu Kalkanı Projesi

Sosyal Medya'da Paylaşabilirsiniz...
Asya Kıtası ve İslam Dünyası son IKBY referandumu ile tarihinin en kritik aşamalarından birine daha girmiştir. ABD’nin İsrail’den sonra PYD’yi pervasızca silahlandırması ve Siyonist hahamların iki bin yıllık kerametlerine yorumlanan Erbil’de dalgalanan İsrail bayraklarını durumun vahametini göstermektedir. Bu proje, 2004 yılında yazılmış, on yıl sonra da kitap olarak basılmış ve roman olarak yazılmasına rağmen maalesef kimseye etkili olamadığı için tekrar yazılmıştır.

Azametli, bahtsız, şanlı ama talihsiz muhteşem Asya Kıtası, yaklaşık 200 yıldır bulutların sabah güneşinin önünde geri çekildiği gibi ‘küçük çıkıntısı’ Avrupa yarımadasının ve O’nun veledi zinası ABD’nin önünde geri çekilmektedir. Ayağa kalkmak için giriştiği bir hamlesi başka bir felaketine sebep olmakta ve çırpındıkça da batmaktadır.

Bu helaket ve felaketten kurtulmak, eski azametli günlerine tekrar kavuşmak için giriştiği Tanzimat, Islahat, Reform, İhtilal ve ne idüğü belirsiz yenilik adı altındaki tüm gayretlerine rağmen bu zillet döneminden bir türlü kurtulamamaktadır.

Muazzam Asya Kıtası, batının afyon savaşlarına, büyük-küçük oyunlarına, böl-parçala-yut politikalarına, diktatör-cahil-gaddar uşaklarının günü birlik tek perdelik Saddamvari tiyatrolarına sahne olmaktadır.

Bir zamanlar Batı tarafından “Allahın Kırbacı” olarak nitelendirilen Doğu, zamanla Batıyla yer değiştirmiş, Batı’nın kendisinden çaldığı keşif ve icatlarını aynı vasıflarla tavsif edecek kadar cahilleşmiş ve-ya cahilleştirilmiştir. Öyle ki nerdeyse bin yıl önceki bilgi seviyesinin bile altına inmiştir.

Avrupa, cihangir Asya ordularının atlarını otlattığı Macar ovalarıydı. Persi, Türkü, Kürdü, Arabı, Moğolu, Japon’u, Çin’i ve Rus’u için de böyleydi. Her Asyalı kavim Avrupa’ya tek başına aslanlar gibi saldırmıştır. Lakin Avrupa, Haçlı ve daha sonraki tüm seferlerinde ancak “İttifak” adı altında çakal sürüleri gibi Asya’ya saldırmıştır.

Avrupa, 400 yıl öncesine kadar (Piri Reis’in Güney Amerika Kıtasının kıyılarını bile en ince ayrıntısına kadar çizdiği 1513 tarihli  haritasına rağmen) Kuzeyinde ateş, Batısında canavarların yaşadığına inandıkları Dünya’ya; arkada Asya orduları önde okyanus korkusuyla denizlere açıldıkları daha ilk gün, “bin bir tat baharat, renga renk kumaş, her türlü et ve yemek, altın, gümüş ve taş” nakaratlarıyla koşuşan kovboylar gibi aç sefil ve kopuklar olarak yollara dökülmüştü.

Avrupalılar, daha ilk seferlerde o kadar açgözlü ve iğrençtiler ki; Asya Kıtası’nda veya yeryüzünün herhangi bir yerinde, gözlerine kestirdikleri bir yeri, biri ısırmakta zorlanınca aralarına başka bir kemik düşünceye kadar ‘En ziyade müsaadeye mahzar millet’ diye Uluslararası Hukuk adı altındaki (Ki bugün bile büyük kısmı Avrupa’nın vahşi kuralarından oluşur) uydurmalarıyla oraya doluşurdu.  Kapitülasyon, üs, liman, asker derken bir casusla orada huzursuzluk çıkartıp, sonra da ‘Barış ve Dünya’nın Güvenliği’ için orayı işgale girişir ve geberinceye kadar da oradan çıkmazdı.  Kan ve İnsanlık dışı bir güç üzerine kurulan Batının İmparatorluğu (AB+ABD+İsrail) Dünyaya hâkim olduğu günden beri Dünya yalancı gülümsemelerden başka huzur yüzü görmemiştir.

Haçlı ve Sömürge seferleri, 100 yıl, 30 yıl, 7 yıl, I. ve II. Dünya Savaşlarının, Soğuk Savaşın ve Dehşet Dengesinin, Ortadoğu facialarının müsebbibi ve felaket tellallı hep Batı olmuştur. İlk defa Kimyasal, Nükleer ve Biyolojik silahları kullanan Batı olmuştur. Batı,  bir daha insan olamayacak kadar bozulmuştur. Tek anladığı şey kuvvettir. Hele anası babası olmayan zenci mahallesinin arka sokak çocuğu ABD’nin, insanlığın anası olan toprakları istilaya giriştiği bir sırada(Büyük Ortadoğu Projesi) Batı, artık iflah olmaz bir şekilde can çekişme sürecine girmiştir. İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, Portekiz, Hollanda, Danimarka bu hastalıktan gebermişti. Tarih, insanlığın yüz karası bu çöplüklerle doludur.

Dünyaya binlerce yıl hükümranlık yapan Asya, Dünya’nın gerçek efendisidir. Dünyaya Pers ve Moğollar gibi bir iki hatası dışında asla kötülük yapmamıştır. İpeği, yazıyı, matbaayı, cebiri, astronomiyi, bilimin ana unsurlarını o, bulmuştur.

Daha Ortaçağda yani Avrupa’nın karanlıklarda boğulduğu vebadan kırıldığı kısa bir zaman önce, Avrupalı bir hastasını Asya’nın eczanesine gönderdiğinde o ülke tavus kuşu gibi tüm maharetini sergileyerek kapılarını ardına kadar açar ve bir daha yorulmasın diye yöntemini de öğretirdi. Hatta Haçlı işgalinde ona kılıç sallayan ele cerrahiyatı öğretmiş kitabını vermiş (İbn-i Sina/Kanun-u fi-tıb) ve 600 yıl da okutmuştu. İstanbul, Taç Mahal, Selimiye, Şam-Bağdat-İsfahan-Türkistan Medreseleri ve Pekin bilimin olgunluk temellerinin atıldığı yerlerdir. Bu nedenle yüzyıllarca Asya Kıtası, Avrupa için ulaşılması imkânsız bir “Kızıl Elma, Kaşıkçı Elması, Çin İpeği, Hint Kumaşıydı”.

Bugün Avrupa bir Asyalıyı ancak bir hayvan gibi ilaçlarını ve silahlarını denemek için bir kobay olarak kullanmaktadır. Bunu öğrenen biri çıkarsa da onu teröristlikle suçlayıp ittifaklarla hareket ederek sürüler halinde ona saldırmaktadır. Osmanlı, Hindistan, Çin, Japonya, İran, Rusya… vs.

Neden II. Dünya savaşının gerçek sebebi Almanya olmasına rağmen ve Japonya da teslim olduğu halde ona karşı atom bombası kullanıldı. Açıkçası bir tek nedeni vardır: Asya dirilmesin diye.  Dünya’nın Anası Asya’dır. Merkez Kıta olan Asya, Dünya Anakarasına sırtını dayamış bir pehlivan gibi, Dünyanın en önemli Stratejik Geçitlerinin de sahibidir.

Batı’ya karşı çözüm nedir öyleyse?

El Cevap: Anadolu üzerinde kurulabilecek olan bu ittifakın Güney Kuşağı(Fas-Endonezya) boyunca Müslümanlar, Kuzeyinde Ruslar; Doğusunda ise Çin, Japonya ve Hindistan… Yani Asya’nın Trilaterealı (üçlü)… Tıpkı ABD, İsrail ve Avrupa İttifakı gibi… Neden Anadolu?

Birincisi: Anadolu, eskiden beri Batının durdurulduğu yerdir. Eğer İskender burada durdurulabilseydi, Hindistan’a kadar gidip Afganistan’da Buda’ya şal giydiremezdi. Avrupa burada durdurulamadığı için bugün Ortadoğu ve Dünya bu haldedir. Rusya bile 100 yıl geriye gitmiş, Asya’nın hafıza kartı Çin, Kültür Devrimiyle Batı tarafından köleleştirilmiştir.

Bu yüzden Asya Kıtası, Savunma kalkanı olarak Akdeniz, Ortadoğu ve Kafkasların öncelikli güvenliği için Anadolu’yu üs seçip burayı savunma hattına dönüştürerek Asya Kıtasına kalkan yapmalıdır. Ve en önemlisi Asya’nın en büyük ihtilalini 15 Temmuz da yapan iri, diri ve bir olan Anadolu’dur.

Anadolu ve Asya’da etnik ve ideolojik farklılıkları duyar gibiyim. Ama emin olun bunların ayrılıkları ve farklılıkları, Alman ve Fransız çatışması kadar bile değildir.

İkincisi: Akdeniz, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar, Çanakkale ve İstanbul, Basra ve Kızıldeniz Boğazları Dünyanın belli başlı en stratejik noktalarıdır. Buralar da ancak Anadolu üzerinden tarafından kontrol edilebilir.

Birer Asya cehaleti ve Avrupa fitnesi olan Doğu Türkistan, Çeçenya, Karabağ ve Keşmir, Kürt sorunları derhal barışçı bir şekilde ve bu ülkelerin toprak bütünlüğü çerçevesinde büyük Asya Kıtasının ittifaklarıyla çözülmelidir. Çünkü Batı birlikler kurarken Doğu’nun hala bölünüp, toplamını Batılıların aldıkları çarpışmalardan kurtulmalıdır.

Çin, Hindistan ve Rusya; Filistin, Suriye, Irak ve Afganistan sorununda Müslümanlardan yana tavır koymalıdır.  ABD’nin bu bölgeye daha fazla yerleşmesini önlemek için Orta Asya’da imzalanan Şanghay Beşlisine Türkiye, Afganistan, Mısır, Hindistan, Endonezya, İran ve Pakistan da dâhil edilmelidir. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Antlaşmasına ciddi işlerlik kazandırılmalıdır. Gürcistan’ın ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne uygun özerk ve/ya federal yapılara izin verilmeli.

Bölgesel ittifaklara ilave olarak, yeni bir Filistin’e veya İsrail’e dönüşmek üzere olan Kürtler; İran, Suriye ve Türkiye arasındaki oluşturulacak ‘Üçlü’ bir ittifakın ‘Diz Kapağı’ olabilir. İslam ümmetinin bu yetim milletinin huzurunu esas alan çözümler çok kolaylıkla bulunabilir. Tarih, buna en büyük şahittir. Kürt’le Türk’ün farkı ne ki, sadece harflerin yeri karışmıştır. Kürt ile Arap’ın Acem’in farkı da yoktur. Kaderimiz olan bu coğrafyada herkese ekmek vardır. Eğer bu coğrafya da ‘ortak tarih, kültür, din ve ortak çıkar” prensibiyle hareket edilmezse, Orta Doğuda İsrail’den daha büyük bir felaket 3–5 yıl sonra kapımızdan içeri girecektir.

Batı, Rusların Deli’lerine teknoloji aktarıp, Osmanlıyı dövdü, Japon’u kışkırtıp Rus’u dövdü, Osmanlıyla birleşip Rus’u Karadeniz’e hapsetti, Çin’i ve Japonya’yı yıkıp mankurtlaştırdı, Saddam’ı okşayıp İran’ı dövdü artık son olarak kendisi, İngilizlerin 19.y.y’da Osmanlı’ya karşı işgale bizzat girişip destekleme politikasını terk etmesi gibi; BOP adı altında bu bölgeyi ve tüm Asya’yı yutmak üzeredir. Yani artık yarım hür olan bu kıtanın, özgürlük adı altında her türlü silah kullanılarak bizzat işgal dönemi başlamıştır.

Sonuç; ayıp, yasak, günah, demokrasi ve insan hakları Batı’nın defterinden silineli on yıllar olmuştur. Tek çözüm; özümüz olan muhteşem Asya kültüründe ittifaklar kurmaktır. yani ticari anlamıyla A.Ş kurmaktır.  Sonuç olarak bu mümkün mü? Evet, mümkün ve başka hiçbir şansımız da yoktur. Hem de şimdi tam zamanıdır. Erdoğan ve Putin bunu yapabilir. Geçmişte Ruslar bu kıtanın felaketi olmuşlardı şimdi ise rahmeti olabilirler.

Batı, tüm insanlıkta nefret uyandıracak kadar kıtasından uzaklaşmıştır. İslam Dünyasının manevi ve Jeostratejik desteği, Rusların silah ve enerji, Çin ve Japonların para-teknoloji desteği birleşirse bu Dünya adası kurtulur. Afrika ve Güney Amerika fakirleri İskandinavlar, İrlandalılar bile buna destek verebilirler.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir