CHP ve Dersim

Sosyal Medya'da Paylaşabilirsiniz...

u anda, Türkiye’nin en önemli kurumlarından birinin kütüphane sorumluluğuna, çok şey bildiği ve konuştuğu için sürgün edilen “Deli Murat” lakaplı dostum, CHP hakkında bana yıllar önce şunları söylemişti: CHP, Batı’nın Türkiye’deki ileri karakoludur. Batı Dünyası, CHP üzerinden Türkiye’yi kontrol etmektedir. Yani CHP’nin, Batı’nın Türkiye’deki Truva Atı olduğunu söylemek istiyordu dostum. Bu söz, uzun süre beynimi işgal etmişti.

1867 yılında Türkiye’de ilk siyasal örgütlenmenin “Genç Osmanlılar Cemiyeti”  kurulmasından, 2017 yılına kadar geçen sürede yaşanan siyasal süreci hayal ettiğimde “Deli Murat” a hak verdim. Hele CHP’nin, Osmanlı’yı batıran İttihat ve Terraki Cemiyeti’nin, Türkiye versiyonu olduğunu hatırladığımda, doğruluğuna kesinlikle emin oldum.

***

Türkiye, 1918 yılından 1923 yılına kadar yaklaşık beş yıl Kurtuluş Savaşı vermişti. Bu zaman zarfında çıkan iç isyanlar ise, Doğu’dan çok Orta ve Batı Anadolu’da meydana gelmişti. İşgalcilerden kendi imkânlarıyla ilk kurtulanlar Doğu ve Güney olduğu için, buradaki kuvvetler Batı’ya kaydırılabilmiştir.

Ancak gel gör ki, savaştan sonra yönetimi ele alan CHP çatısı altında toplanan bir kesim, Doğu’nun tamamını 1950 yılına kadar cezalandırmıştır. Ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlar dışında askeri olarak, bu cezaların en ağırını ise, Dersim’de Alevi; Palo’da (Elazığ) ise Sünni Kürtler görmüştür. Böylece Makedonya’da başlayan tetikçilik ve komitacılık süreci, Anadolu’da da icra edilmiştir.

 

Dersim dört dağ içinde

Gülü bardağ içinde

Dersim’i hak saklasın

Bir yârim var içinde

 

Bu yanık türküye her dinleyişimde, aklıma Diyap Ağa ve Seyit Rıza gelmektedir. Kurtuluş Savaşı Meclisi’nin Dersim milletvekili Alevi Kürt Diyap Ağa, 3 Kasım 1922 tarihinde mecliste şu konuşmayı yapmıştır:

Efendiler, Hepimiz biliyor ve söylüyoruz ki; dinimiz ve diyanetimiz, aslımız, neslimiz hep birdir. Bizim içimizde ayrılık, gayrılık yoktur. İsmimiz de, dinimiz de Allah’ımız da birdir. Başka ne diyeyim. Hepinize söz yetiştirmeye ben takat getiremem. Hepimizin halimize göre söyleyeceğimiz sözlerimiz vardır. Hele bu haller bir düzelsin de ondan sonra daha çok konuşuruz. Bendeniz ihtiyarım, kusura bakmayınız. Murahhaslarımız haklarımızı kurtarmaya Avrupa’ya gidiyorlar Allah yardımcıları olsun. Hamd olsun gidenler dinini diyanetini bilen adamlardır. Zaten hepimiz biriz ve kardeşiz.(…) La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah… İşte bu… Hepsi bu…”

 

Sakarya muharebesi sırasında Yunan ordusunun Ankara yakınlarına kadar gelmesi üzerine TBMM’nin Kayseri’ye taşınması söz konusu olmuştu. Çoğunluğun onayına karşın, Diyap Ağa, “buraya savaşmaya mı yoksa kadınlar gibi kaçmaya mı geldik!.. Meclisin etrafında mevzii kazarız da yine burayı terk etmeyeceğiz” demiştir. Böylece Dersimli Diyap Ağa, meclisin Kayseri’ye taşınmasını engellemekte önemli rol oynamış ve savaş ruhunu yüce tutmuştur.

Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra Devlet, oraya nasıl baktı. Şeyh Said olayı, Başbakan Ali Fethi Okyar’a göre adliyelik, üzerinde durulmaya bile değmez basit bir olaydı, tıpkı ABD için Saddam’ın Kuveyt’e saldırması gibi bir fırsat olarak görülmüş, üzerine ordular sevk edilmiş ve Necip Fazıl’ın tabiriyle “50 000 Müslüman mahv-ü perişan” edilmiş fareler gibi mağaralarda zehirlenmiş ve on binlerce kişi perişan edilmiştir.

Aynı durum tarihe Dersim isyanı olarak geçen Seyyid Rıza için de geçerlidir. Seyyid Rıza, kendisini Ankara’dan asmaya gelen CHP’li İhsan Sabri Çağlayangil’e bakın ne demişti:

“Evladı Kerbelayız, günahsızız, ayıptır, cinayettir.

4 Haziran 1937 tarih ve 15146 sayılı, Kültür Bakanlığına gönderilen yazının konusu, Dersim’in kız ve erkek çocuklarının yatılı okullarda yetiştirilmeleri hakkındadır. Bu konu, Alevilerin bir kısmının neden ve nasıl hala CHP’yle birlikte olduğu hakkında istenen cevabı verecektir.

Dersim, Tunç el ve Tunceli; Cücenler, Yueçiler ve CHP’li Aleviler ve bir kısım Kürdler… ne kadar acı bir durum Ya Rabbi. Yarın; Iraklılar, Şok ve Dehşet; Lübnanlılar, Gazap Üzümleri veya Filistinliler, Demir Eldiven Operasyonlarına sahip çıkarak İngiliz, İsrail veya ABD’nin elini öpseler hangimiz yüzlerine bakarız?

Bir sonraki yazımda Mankurtlaştırma (Asimilasyon) ve CHP’nin lideri Kemal Kılıçtaroğlu’nin bu sendroma uygun iyi bir makale örneği olacağını düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir