Barzani ve Erdoğan İttifakının Hayati Önemi

Sosyal Medya'da Paylaşabilirsiniz...
Barzani ve Erdoğan İttifakının Hayati Önemi

2012 yılından bugüne kadar Suriye ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminde (IKBY)  çeşitli saha çalışmaları yaptım. Bu çalışmalarda Ortadoğu’daki son gelişmeleri de göz önünde bulundurarak vardığım sonuçları bir kaç madde halinde şöyle özetleyebilirim:

a.)    Batı ile paralel ama Türkiye’ye karşı siyasi rakip olarak hareket eden İran, Suriye ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminde (IKBY), özellikle Süleymaniye bölgesi, güçlüdür ve neredeyse Suriye ve Irak’ın tamamını siyasi hegemonyası altına almıştır,

b.)    İran PKK, PYD, DAİŞ, Beşşar Esed, Şiiler, YNK (Celal Talabani) ve Heşti Şeabi (Şii Halk Birlikleri Milis Gücü)  gibi her türlü değişik ideolojilere sahip olduğu zannedilen siyasi yapıları maşa olarak kullanmaktadır. Bunu da Sünni İslam dünyasının kafasını (Türkiye) gövdesinden (Arap Dünyası) ayırmakla meşgul olan ve Tahran’ın savunması Halep’tan başlıyor deyip, Halep’i Moğollar gibi yıkan ve yolu bir türlü Kudüs’e uğramayan İran Kudüs Tugayları Komutanı olan Kasım Süleymani’nin eliyle yapmaktadır,

c.)    Türkiye, Arap Baharından sonra desteklemekle yüzde yüz haklı olduğu Mısır, Libya ve Suriye halk devriminde, Batı tarafında ters yüz edilmenin yanı sıra Sisi, Kaddafi’nin kovduğu Haftar ve Esed gibi uşakları vasıtasıyla buralardan çıkarılmaya çalışılmakta ve aynı süreç Irak Kürdistan Bölgesinde de yapılmak istenmektedir,

d.)    DAİŞ, İran ve Batı tarafından Erbil’le saldırtıldığında ona 120 TIR’la o gece ilk yardımı yapan, DAİŞ Kobani saldırdığında Barzani’yle beraber Rojava Kürtlerinin yüzde 80’ni kurtaran ve düşmesini engelleyen Türkiye olmasına rağmen medyada İran, Erbil’i DAİŞ’in işgalinden kurtarmaya gelmiş gibi gösterildi. İran ve DAİŞ ittifakı çok az anılmaktadır. Oysa hakikat, Bağdat’ı ABD ile birlikte işgal eden, Halep’i yıkan ve yüzbinlerce sünniyi oralardan çıkarıp, Şam ve Bağdat’ı şiileştiren Ortadoğu’ya asıl tehdit İran’dır.

e.)    İran Ortadoğu’da Şii koloniler kurmuş ve Türkiye sevilmesine rağmen, karşı propagandadan  dolayı bölgede hak ettiği kadar hareket enerjisi elde edemiyor. Kanaatime göre potansiyelinin yüzde yirmisini dahi kullanamamasına rağmen süreç gittikçe Türkiye’nin lehine yükseliyor.

f.)    Ortadoğu’da Türkiye’nin tarihi, coğrafi, ekonomik, askeri, siyasi müttefiği ve en önemli kapısı IKBY’dir. Bugün 50 yıllık petrol anlaşması imzaladığımız, en büyük ihracatımız (legal-illegal yıllık ortalama 15 milyar dolar) buraya yapılmaktadır. Bu durum IKBY için de geçerlidir. Türkiye de IKBY’nin nefes borusudur ve son iki yılda yakınlaşma kardeşliğe dönüşmüş durumdadır.

g.)    IKBY’deki Kürtlerin kahir ekseriyeti Barzani liderliğindeki muhafazakâr Kürtlerdir. Ve bunlar Türkiye’yi kendilerine İran’dan çok daha yakın görmektedir. 1500 civarı Türkiye firması Erbil de bulunmaktadır. Türk malları ve insanları rol model olarak takdir edilmektedir.

Çok kısa kestiğim bu maddelerden sonra önemli gördüğüm bir süreci anlatmak tarihi görev biliyorum.

Süleymaniye’yi zaten kontrolü altın alan İran’ın, Erbil’e uzanması ve Meclis aracılığıyla seçebileceği iki adaydan Noşirvan Mustafa veya YNK’li ABD/İran yanlısı Behram Salih’in seçilmesi, Barzani’nin ve Türkiye’nin Ortadoğu’dan tamamen tasfiyesi anlamına gelir.

Bugün Putin ile kurulan siyasi ittifak nasıl ki, Suriye ateşine su döküyorsa, Barzani ile de Irak’taki İran-DAİŞ ateşine su döker ve Yeni bir Ortadoğu hatta Dünya düzeni kurulabilir.

İran Rusya tarafından terk edildiği gibi Batı tarafından terk edildiğinde geriye deprem yemiş Kisra sarayından sadece bir enkaz kalacaktır. Bunun çok güçlü maddi-manevi görülmektedir.

Bugün Irak devletinin resmi parçası haline getirilen Şii çetelerden oluşan Heşti Şeabi en az DAİŞ kadar tehlikelidir. Bu, İran-Pers emperyalist zihniyetini icra etmektedir. Musul’un da Halep gibi Kasım Süleymani’nin eline geçmesi halinde, Ortadoğu’nun son kavşak noktasının da (Musul-kavşak demek) İran kolonisi haline h-gelmesi demektir.

Bunu önlemenin yolu ve DAİŞ ile 76 İran terör örgütüne karşı mutlaka Barzani-Erdoğan ittifakının Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi gibi kurumsallaşması gerekmektedir.

Aksi takdirde Şengal’a da yerleşmeye çalışan PKK ve PYD, Esed, Hizbullah, Heşti Şeabi dâhil 76 Şii örgütü, 80 milyar dolarlık bir bütçeyle destekleyen Batı ve Acem fitnesiyle Armageddon kaçınılmaz olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir