Anayasa Referandumu: Evet-Hayır Zihniyetinin Kaynağı

Sosyal Medya'da Paylaşabilirsiniz...

Önümüzdeki Nisan ayında 141 yıllık Batı menşeli anayasalı siyasal sistem tarihimizin, sadece 18 maddesinin oylanacağı ilk defa halk yapımı bir referandum süreci yaşanacak. Bürokratik diktatörlüğü azaltacak, halkın doğrudan katılımını güçlendirecek, Türkiye’nin ve bölgenin değişen dengelerine karşı ülkenin uyarlanma sürecini güçlendirecek böyle bir rönsesasa karaşı ve diğer herşeyde olduğu gibi din-u devlet ve milletin hayrına olacak ne varsa CHP ve onun stokolm sendromlu HDP ve Baas artıkları istemezük diyor. Peki, Kürt-Türk-Arap fark etmeksizin bu Ebu Cehil zihniyetinin Batı versiyonunun sıfır noktasını ne kadar biliyoruz?

1789 tarihinden itibaren III. Selim’in, Osmanlının geriye gidişini durdurmak için Nizam-ı Kadim yerine Nizam-ı Cedit, deyip rol model olarak Batı’yı esas alması, hayır zihniyetinin başlangıcını oluşturmaktadır. Sultan için bu, iç dinamiklerle sağlanamayan gerilemeyi durdurmanın amacını taşımaktaydı. Ancak Batıdan sadece teknoloji alacağız düşüncesi kısa zamanda ters tepecek ve gerilemeyi hızlandırmakla kalmayacak aynı zamanda kurt gövdenin içine girecekti. Bunun Osmanlıdaki yasal adı önce Tanzimat Fermanı (1839), Islahat (1856) ve sonra da meşrutiyet ilanları (1877-1908) ve günümüze kadar 228 yıldır Avrupa Birliğinin kapısında beklemek olur.

Bu fermanlar ile Müslüman Osmanlı halkının, ülkesindeki üstünlüğü kırılmıştır. Abdulhamid ve son dönem  hariç iktidar olsa bile muktedir olamamıştır. Ancak asıl tehlike bu milletin istikbali olan ve zihniyetinde ortaya çıkacak “Fırtına Gençlik” ateşidir. Ülkelerine bilimi getirmek için yola çıkan Gençler, kısa zamanda sadece adı Osmanlı içi Avrupalı, Jönlere dönüştürüleceklerdi. Bilim adamı adayları ya şair, ya darbeci, ya papaz ya da ellerinde alafranga klozet başlarında lengeri fötürlü şapka ve diğer batılı mallarla Sirkeci Garı’na ineceklerdi.

Burada da aynen bugünkü gibi adına İttihat ve Terakki denilen 23 kromozomu Avrupa’dan 23’ü Osmanlıdan Batı(l) bir ucube ortaya çıkar. Bu, Avusturyalı bir anne ile babası, Sarayburnu’na inen İngiliz elçisinin at arabasını çözüp atların yerine geçen “İngiliz Ali” lakaplı, Ahmet Rıza’nın İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC)’dir. İtalyan mason örgütü olan carbonari hareketinin kurduğu, İttihat ve Terakki adı da o yıllarda Brezilya’da Hıristiyanlık propagandası yapan hatta kilise de kurduran pozitivist bir örgütten gelir.

23 Temmuz 1908 tarihinden itibaren, önce Sultan II. Abdülhamid’in tahtını kontrol altına alan, ardından da onu 15 Temmuz darbesi gibi, 31 Mart komplosuyla ele geçiren İttihat ve Terraki (!) 23 Ocak 1913 yılında ise Babıali de Harbiye Nazırı Nazım Paşa’nın alnına sıktığı tek kurşunla ve devlete terör yoluyla kısa zamanda hâkim olur. Bu dönem, ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra Bağdat müzelerinin Blackwater tarafından yağmalanmasının özgürlük olarak görülmesi gibi Yıldız Sarayı yağmalanır ve 33 yıllık altın bir dönem daha yakılır. Örneğin, 330 sandık dolusu evrak maalesef bugünkü İstanbul Üniversitesi’nin avlusunda yakılacaktı.

Böylece Fransız İhtilali orijinli İT’in devrimci darbeci zihniyeti Osmanlı devletinde uygulamaya konulur. Örneğin ufak bir Arnavut kalkışmasına 82 taburluk bir ordu gönderen İTC, Şam meydanında Fransız komplosuyla Çanakkale’ye en çok şehid gönderen Halep ve Şam menşeli onlarca Arap aydınını ve şeyhini idam eder.

1913 yılından itibaren İTC’nin görünen liderlerinden, rical-ı gayb da vardı, Enver, Cemal ve Talat üçlüsü kendileri başta olmak üzere herkes birer kukladan ibaret kalacaktır. Tıpkı Abdulhamid’in bedduasında “Allahım senin yolunda olduğum için bana her türlü eziyeti eden Ermenileri İttihatçılara parçalatıyorsun. Kim bilir bunları kime parçalatacaksın?” dedği gibi maalesef onları da Ermenilere parçalatacaktı. Kısaca  FETO gibi kod adlı abilerden oluşan bu şer ittifakının ruhu şeytan gibi aramızda gezerken hayaleti de perdenin arkasından sırıtacaktı. Ama artık nafile.

Bu nedenle “Yeniden Büyük Devlet” e karşı Hayır  diyen zihniyete karşı, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen ruhu EVET zihniyetinin kaynağıdır. 

228 yıldan sonra ilk kez Batının iç ve dış ittifakına karşı 15 Temmuz 2016 darbesinden sonra şaha kalkan bu milletin asil evlatlarına karşı, hayır cephesinin kaynağı budur.

1918 yılına kadar adına İttihat ve Terraki, bu tarihten itibaren CHP adı altında 1300 yıllık medeniyeti batıran zihniyete karşı EVET diyoruz.

Abdülhamid, Menderes, Özal ve Erdoğan’ın liderliğindeki bu milletin tarih ve tabiatına uygun 18 maddelik yeni anayasaya Yetmez ama Evet diyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir