16 Nisan Referandumu ve Yeni Türkiye İnşası

Sosyal Medya'da Paylaşabilirsiniz...

Her şeyden önce bu seçim, yarıdan bir fazlasını alanın kazandığı meşru bir seçimdir. Türkiye siyasal hayatının iki asrı aşkın Batılılaşma sürecinin geldiği noktadan, tarihin yeniden rayına oturtulması itibariyle de Dünya siyasi tarihine geçmiş bulunmaktadır.

Doğu’dan Batı’ya ve İmparatorluktan Türkiye’ye geçişin sancılı süreci de Partili Cumhurbaşkanlığı ile nev’i şahsına münhasır anlamlı yeni bir model olmuştur. Bu anlamda 1950’den itibaren başlayan Anadolu İhtilali’nin zafer tacı olup,  Anadolu halkının siyasal ve toplumsal büyüklüğünü göstermesi açısından 15 Temmuz karşı darbesi gibi bir ilktir.

Yeni Ortadoğu’ya da rol model olacağına inanıyorum. Süreci aşağıdaki sonuçlar itibariyle analiz edebiliriz:

  • Kürtlerin çoğunlukta olduğu 16 ilde, batı düşünceye sahip olan partiler (HDP-CHP) yüzde 10 ile 20 arasında oy kaybetmiştir. Basiretli, muhafazakâr, akrabalık ve hemşerilik bağının güçlü olduğu toplumsal yapı itibariyle de bakılacak olursa (İstanbul gibi) en az bir milyon kişi evet demiştir. Ve bu da yüzde 2 civarında bir oy demektir.
  • Doğu ve Güneydoğu’daki 16 ilde özellikle şehir merkezlerinde, “Evet’ten hayır’a” 450 000 oy kayması olmuştur. Terör örgütünün baskısının ortadan kalkması halinde köylerde de bu durum net olarak görülecektir. Örneğin suikastlara rağmen Van’da EVET oranı yüzde 42’ye çıkmıştır.
  • Kaptanının vefatı dolayısıyla pusulasını kaybetmiş bir parti görünümünde olan Saadet Partisi erimeye devam etmektedir. (7 Haziran’da yüzde 2,1 den 1 Kasım da 0,7 düşmüştü)
  • 2010 referandumunda Diyarbakır’da katılım yüzde 34 iken bu oran şimdi yüzde 85’lere çıkmıştır.
  • Özellikle Doğu ve Güneydoğu AK Parti teşkilatları kurumsallaştırılmalıdır. Vekil ve yetkililer halka uyarlanmalıdır. Bu konuda Külliye de mesajı aldıklarını ifade etmiştir.
  • Başta milli eğitim müfredatı olmak üzere genç nüfusa (1 270 000 seçmen) mutlaka ulaşılmalıdır.
  • 2010 referandumunda katılım yüzde 77 iken bu oran yüzde 86 ya çıkmıştır. Bu da konunun önemi açısından anlamlıdır.
  • Yurtdışı oyları hem katılım (48) hem de evet oranı (60) bakımından, halkımızın devlete bağlılığını ve başta Hollanda ve Almanya olmak üzere Batıl ve onun mankurtları tokat yemiştir.
  • MHP her ne kadar sahada yeterince tabanını “Evet”e ikna edemediyse, Mecliste Devlet Bahçeli’nin basiretli ve cesur liderliği altında bu başarıya ortaktır.
  • Anadolu Halkı barış diyor ve hem PKK’nın hem mankurtların hem de Avrupa’nın korku eşiğini Erdoğan liderliğinde aşmıştır. Artık Batı’nın yenilmez ve yanılmazlığı tarihin çöp tenekesine atılmıştır.
  • Oyların cahil ve fakir halktan alındığını iddia edenlere sormak lazım: Peki Avrupa’da yaşayan eğitimli halkımıza ne demeli, EVET oranı yurtiçinden de yüksektir.
  • Bu süreçte dindar Kürd oyları kilid rol almış ve bazı ırkçı söylemlere ve PKK ya rağmen EVET demiştir.
  • İktidar gücünün tek elde toplanması nedeniyle koalisyon riskleri ortadan kalkmış ve Türkiye yönetemeyen demokrasi olmaktan kurtulmuştur.
  • Siyasal Muhafazakârlık bu ülkede artık hem teorik hem de tecrübe itibariyle siyasi ve bürokratik gelişmesini tamamlamıştır.
  • Yeni ve kapsamlı her kesimden katılımlı ve süresi belirli sivil bir anayasa yapılmalıdır.
  • Ankara ve İstanbul seçimleri, halka uygun olarak acilen elden geçirilmelidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir